6:48 am - Hematom’un Bakın Nedenleri Neler ve Tedavisi Nasıl Olur
6:34 am - Stresli Olan İnsanlar Bakın Neden Kilo Verir?
6:08 am - İlk Randevunuzda Unutulmaz Olmanın 7 Yolu
5:55 am - Çocukların Beslenme Tarzı Akıllıklarını Nasıl Etkiliyor
11:23 am - Nasır Olan Ayak Bakımı Bakın Nasıl Yapılır?
11:18 am - Koltuk Altınızın Karartması Bakın Nasıl Geçer
2:16 pm - Memurlar izinli oldukları günlerinde başka bir yerlerde çalışabilir mi?
2:05 pm - Dünyanın en uzun yıldırım kayıtları tespit edildi
2:00 pm - Yıllar önce yaşamış olan böceklerin renkleri keşfedildi
1:55 pm - WhatsApp’ın en iyi özellikleri! senin için çok yararlı olacak
Mektupların devamında her şey daha da netleşti. Vedat, yıllar boyu bana iş seyahati diye yalan söylediği günlerde aslında bir sokak ötedeki bu evdeymiş. Selma’nın “kimsesizliği” bir tiyatroydu, masraflarını gizli gizli Vedat ödüyordu. Hatta bir mektupta Vedat şöyle yazmıştı: “Biliyorum, ona (bana) ihanet etmekten nefret ediyorsun ama seni uzağa gönderemezdim Selma. Her akşam soframızda olmanı istiyorum, seni en azından böyle görebilmek, kokunu aynı evde duyabilmek tek tesellim.”
O an, on sekiz yıl boyunca masamda oturan o “sessiz kadının” neden hep önüne baktığını anladım. Pişmanlıktan değil, zaferini gizlemek içinmiş belki de. Vedat’ın bana karşı olan o aşırı nazik tavırları, eve her gelişinde aldığı çiçekler… Hepsi birer kefaretti. Ben ona acıyordum, o ise benim saflığıma. Ben ona tabağımdaki en iyi parçayı uzatırken, o aslında kocamın kalbindeki en büyük yeri çoktan almıştı.
Akşam olup Vedat eve geldiğinde, ellerim hala o mektupları sıkıyordu. Yüzündeki o yorgun ama huzurlu ifadeyi gördüğümde, içimde on sekiz yıllık bir volkanın patladığını hissettim. Çantayı ve mektupları masanın üzerine, Selma’nın her zaman oturduğu o sandalyenin önüne fırlattım. “Servis bitti Vedat,” dedim sesim titreyerek. “Bugün mektupları okudum. Selma’nın ‘kimsesiz’ olmadığını, aslında senin tarafından nasıl ‘kimseli’ kılındığını öğrendim.”
Vedat’ın yüzü bir anda kireç gibi bembeyaz oldu. İnkar etmedi, edemedi. Sadece başını öne eğdi. “Seni kaybetmek istemedim,” diye fısıldadı. Ama bu cümle, o ana kadar duyduğum en büyük hakaretti.
O gece o evden çıktım. Arkama baktığımda sadece bir binayı değil, koskoca bir yalanlar silsilesini bıraktım. Selma’nın evindeki o mektuplar, bana sadece ihaneti kanıtlamamıştı; aslında kimsesiz olanın o kadın değil, on sekiz yıl boyunca bir gölgenin arkasında yaşayan ben olduğumu göstermişti. Hayat bazen size en büyük dersi, en güvendiğiniz insanın elinden, hiç beklemediğiniz bir cenaze evinde veriyordu. Şimdi önümde yeni bir yol vardı ve bu kez o masada yalanlara yer olmayacaktı.