6:48 am - Hematom’un Bakın Nedenleri Neler ve Tedavisi Nasıl Olur
6:34 am - Stresli Olan İnsanlar Bakın Neden Kilo Verir?
6:08 am - İlk Randevunuzda Unutulmaz Olmanın 7 Yolu
5:55 am - Çocukların Beslenme Tarzı Akıllıklarını Nasıl Etkiliyor
11:23 am - Nasır Olan Ayak Bakımı Bakın Nasıl Yapılır?
11:18 am - Koltuk Altınızın Karartması Bakın Nasıl Geçer
2:16 pm - Memurlar izinli oldukları günlerinde başka bir yerlerde çalışabilir mi?
2:05 pm - Dünyanın en uzun yıldırım kayıtları tespit edildi
2:00 pm - Yıllar önce yaşamış olan böceklerin renkleri keşfedildi
1:55 pm - WhatsApp’ın en iyi özellikleri! senin için çok yararlı olacak
K’ocamı erken yaşta kaybettim köyün delikanlısı..Kocamı erken yaşta kaybettim köyün delikanlısı..
Öfkeyle kapıyı açıp odasına daldığım an, kalbim sanki göğsümden çıkacak gibiydi. Aklımda tek bir ihtimal vardı; beni aldattığını görecektim. Aylarca geç saatlere kadar çalıştığını söyleyen adamın gerçek yüzüyle o odada karşılaşacağıma emindim.
Fakat içeri girdiğimde beklediğim manzarayı göremedim.
Eşim masasında oturuyordu. Karşısında ise ellili yaşlarında takım elbiseli bir adam ve yanında genç bir kadın vardı. Odaya girmemle birlikte üçü de ayağa kalktı. Eşim yüzü bembeyaz olmuş halde bana baktı.
“Sen… Buraya nasıl geldin?” diye sordu.
Ben ise öfkeden titriyordum.
“Geç saatlere kadar ne yaptığını öğrenmeye geldim. Bana yalan söylemeyi bırak artık!”
O an odadaki sessizlik insanın içine işliyordu. Genç kadın şaşkınlıkla bize bakarken yaşlı adam nazikçe odadan çıkmak istedi. Eşim elini kaldırıp onları durdurdu.
“Hayır,” dedi. “Artık saklamanın anlamı kalmadı.”
İçimde küçücük de olsa bir umut belirdi. Belki de gerçekten açıklayabileceği bir şey vardı.
Fakat birkaç saniye sonra söylediği söz, bütün dünyamı başıma yıktı.
“Ben iflas ettim.”
Ne diyeceğimi bilemedim.
Aylar önce çalıştığı şirket büyük bir mali krize girmişti. İşini kaybetmemek için başka ortaklıklar kurmaya çalışmış, kredi çekmiş, borçlanmış ama her seferinde daha büyük bir çıkmazın içine düşmüş. Eve her zamankinden geç gelmesinin nedeni de yeni yatırımcılarla görüşmeler yapmakmış.
“Niye bana anlatmadın?” diye sordum.
Başını öne eğdi.
“Sana söz verdiğim hayatı yaşatamayacağımı düşündüm. Benden soğursun sandım.”
Tam bunları söylerken kapı yeniden açıldı.
İçeri kırklı yaşlarında şık giyimli bir kadın girdi. Beni görünce duraksadı.
Kadının yüzünü görür görmez eşimin gözlerindeki korkuyu fark ettim.
“O da kim?” dedim.
Kadın derin bir nefes aldı.
“Sanırım artık gerçekleri öğrenmesi gerekiyor.”
Eşim çaresizce gözlerini kapattı.
Kadın bana dönerek sakin bir sesle konuştu.
“Ben onun eski eşiyim.”
Sanki bulunduğum oda dönmeye başlamıştı.
Eşim bana, yıllar önce boşandığını söylemişti. Çocukları olmadığını da anlatmıştı. Meğer bunların yalnızca yarısı doğruymuş.
Eski eşi konuşmaya devam etti.
“Boşandık ama resmi olarak üzerindeki bazı borçlar nedeniyle mallarımızın paylaşımı tamamlanamadı. Son aylarda sürekli bununla uğraşıyoruz.”
Tam rahatlayacakken kadın son cümleyi söyledi.
“Bir de üniversitede okuyan kızımız var.”
Kızımız…
O kelime kulaklarımda yankılandı.
Bana hiçbir zaman çocuğu olmadığını söylemişti.
Eşime döndüm.
“Neden?”
Gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
“Seni kaybetmekten korktum.”
“Beni yalanlarla zaten kaybetmişsin.”
O gün ofisten tek kelime etmeden çıktım.
Eve döndüğümde sabaha kadar uyuyamadım. Düşündüğüm şey yalnızca aldatılmak değildi. İnsan sevdiğine her şeyi anlatamayabilir, zor zamanlar yaşayabilir. Ama yalan üzerine kurulan bir evlilik, temeli çürük bir bina gibiydi.
Ertesi gün beni aradı.
Sonra ertesi gün.
Haftalarca kapımdan ayrılmadı.
Çiçekler gönderdi.
Mektuplar yazdı.
Defalarca özür diledi.
Her seferinde aynı şeyi söylüyordu.
“Seni korumak istedim.”
Oysa ben korunmak değil, yanında olmak istemiştim gorsele ilerleyin devamı sonraki sayfda….Ayrıntılar diğer sayfada haberimiz detayındadır..HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN FOTOĞRAF ÜZERİNDEN DİĞER SAYFAYA GEÇİŞ YAPINIZ.