SON DAKİKA

Haber Oku

Resmin büyük halini görmek için tıklayın

28 Ağustos 2026 - 22:40 'de eklendi ve kez görüntülendi.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Emekli bir cerrahım. Bir gece yarısı,

Emekli bir cerrahım. Bir gece yarısı, eski bir meslektaşım beni arayıp kızımın acil servise kaldırıldığını söyledi.

Hastaneye on dakika içinde ulaştım. Vardığım anda meslektaşım gözlerimin içine baktı ve şöyle dedi: “Bunu kendi gözlerinle görmen lazım.”

Sonra kızımın sırtını gördüm… ve donakaldım.

O odada gördüğüm şey kanımı dondurdu. Damadım bunun bedelini ödeyecek………

Telefonum gece saat 23:43’te çaldı ve hattın ucundaki ses, daha kelimeleri bile tam anlamadan kalbimin yerinden fırlamasına neden oldu.

“Rıza, hemen Numune Hastanesi’ne gel,” dedi yirmi yıl boyunca omuz omuza çalıştığım travma cerrahı Dr. Ahmet. “Konu kızın.” Çoktan anahtarlarıma uzanmıştım bile. “Ne oldu?”

“Kırk dakika önce acile getirildi. Sırtında ağır travma var. Muhtemel bir saldırı.” Duraksadı. “Bunu kendin görmelisin.”

On dakika sonra, üzerimde hâlâ uyuyakaldığım kazağımla ambulans girişinden içeri dalıyordum. Ahmet beni İkinci Travma odasının önünde bekliyordu; yüzü, meslek hayatımın en kötü gecelerinde bile hiç görmediğim kadar solgundu. “Zeynep nerede?” diye sordum. Cevap vermedi. Sadece perdeyi kenara çekti.

Kızım yatakta yüzüstü yatıyordu, sakinleştirici verilmişti; kumral saçları terden ıslanmış, parmakları çarşafın üzerinde hafifçe titriyordu. Hastane önlüğünün arkası kesilerek açılmıştı. İlk başta cildindeki koyu izlerin morluk olduğunu sandım.

Sonra gerçek beynime dank etti. Onlar morluk değildi. Onlar kelimelerdi.

Sırtına bir mesaj kazınmıştı; sığ ama kasıtlı kesiklerdi bunlar, kenarlarından hâlâ kan sızacak kadar taze çizgilerdi. Rastgele değildi. Düşüncesizce yapılmış bir saldırı değildi. Kasıtlı. Kontrollü. Kişisel. Dizlerimin bağı çözülmüş halde yaklaştım. Harfler bir omuz küreğinden diğerine kadar uzanıyordu: O SANA DA YALAN SÖYLEDİ.

Bir an için odadaki her şey sustu. Ne monitörler, ne sesler, ne de bir nefes. Sonra Zeynep’in titreyen elinin altında sıkıştırılmış bir şey fark ettim; bir erkek gömleğinden yırtılmış, kanla sırılsıklam olmuş bir kumaş parçası. İşlemeli. Lacivert iple işlenmiş üç harf. D.C.M. Damadımın isimlerinin baş harfleri. Tam ona uzanırken Zeynep’in gözleri ansızın açıldı. Doğrudan bana baktı ve fısıldadı: “Baba… yaşadığımı sakın ona bildirme.”

O harfleri gördüğüm an bunu tam olarak kimin yaptığını bildiğimi sanmıştım. Yanılmıştım; hem de birden fazla konuda. Ve takip eden saatlerde gerçekler, hiçbirimizin hazır olmadığı bir sırra doğru çözülecekti.Devamını Okumak için..Ayrıntılar diğer sayfada haberimiz detayındadır..HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN FOTOĞRAF ÜZERİNDEN DİĞER SAYFAYA GEÇİŞ YAPINIZ.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
SON DAKİKA