6:48 am - Hematom’un Bakın Nedenleri Neler ve Tedavisi Nasıl Olur
6:34 am - Stresli Olan İnsanlar Bakın Neden Kilo Verir?
6:08 am - İlk Randevunuzda Unutulmaz Olmanın 7 Yolu
5:55 am - Çocukların Beslenme Tarzı Akıllıklarını Nasıl Etkiliyor
11:23 am - Nasır Olan Ayak Bakımı Bakın Nasıl Yapılır?
11:18 am - Koltuk Altınızın Karartması Bakın Nasıl Geçer
2:16 pm - Memurlar izinli oldukları günlerinde başka bir yerlerde çalışabilir mi?
2:05 pm - Dünyanın en uzun yıldırım kayıtları tespit edildi
2:00 pm - Yıllar önce yaşamış olan böceklerin renkleri keşfedildi
1:55 pm - WhatsApp’ın en iyi özellikleri! senin için çok yararlı olacak
Hemen cevap vermedi.
Zarfı göğsüne bastırdı ve bana, sekiz yıldır her perşembe o evde çalışırken daha önce hiç bakmadığı şekilde baktı.
Sonra sessizce,
“Sekiz yıldır bu eve sen baktın Mine.”
dedi.
Bir an durdu.
“Ama galiba ben de sekiz yıl boyunca senin evinde neler olup bittiğine ne kadar dikkat ettiğimi hiç fark ettirmedim.”
Donup kaldım.
Sonra zarfı ellerimin arasına bıraktı.
Bir mektup için fazlasıyla ağırdı.
“Nesrin Hanım…”
“Aç.”
Üzerindeki adıma baktım.
Sonra ona.
Sonunda zarfın ağzını açtım.
İçindeki ilk belgeyi gördüğüm anda tekrar oturmak zorunda kaldım.
Çünkü belgenin en üstünde kızım Ada’nın adı yazıyordu.
Altında ise sekiz yıldır yaşadığımız evin adresi vardı.
Ama beni asıl sarsan, hemen yanındaki resmi mühür ve altında yazan rakamdı.
Başımı kaldırıp Nesrin Hanım’a baktım.
“Bu… ne demek?”
Nesrin Hanım’ın gözleri doldu.
“Mine, sana bunu çok daha önce söylemek istedim.”
Sonra zarfın içinden ikinci bir belge çıkarıp önüme koydu.
Onu gördüğüm anda ellerim titremeye başladı.
Çünkü o belge yalnızca benim hayatımla ilgili değildi.
Ada’nın geleceğiyle ilgiliydi.
Ve tam o anda bir şeyi anladım.
Nesrin Hanım o cumartesi temizlikçisini son kez çağırmamıştı.
Beni bambaşka bir sıfatla o eve çağırmıştı.
Ama henüz bunun ne anlama geldiğini bilmiyordum.
Çünkü zarfın en altında, üzerinde yalnızca tek bir cümle bulunan başka bir kâğıt daha vardı:
“Bunu okuduktan sonra bana neden sekiz yıl beklediğimi soracaksın.”“Bunu okuduktan sonra bana neden sekiz yıl beklediğimi soracaksın.”
Kâğıdı elimde tutarken birkaç saniye boyunca hiçbir şey söyleyemedim.
Sonra gözlerimi Nesrin Hanım’a çevirdim.
“Peki neden beklediniz?”
Sanki bu soruyu yıllardır bekliyormuş gibi derin bir nefes aldı.
“Çünkü sana yardım etmek istiyordum, Mine. Ama seni küçültmeden.”
Kaşlarımı çattım.
“Anlamıyorum.”
Önümde duran ilk belgeyi tekrar elime aldım.
Bu, yaşadığımız evle ilgili resmi bir tapu kaydıydı.
Adres bizim adresimizdi.
Ama malik kısmında benim adım yazmıyordu.
Nesrin Hanım’ın adı vardı.
Kalbim hızlandı.
“Bu ev… sizin mi?”
Başını salladı.
“Artık değil.”
İkinci belgeyi çevirdim.
Bu kez devre ilişkin resmi bir sözleşme vardı.
Alıcı kısmında benim adım yazıyordu.
Mine Karaca.
Yanında da kızım Ada’nın adı.
Bir an nefes alamadım.
“Bu gerçek olamaz.”
“Gerçek.”
“Hayır… Biz o evde sekiz yıldır kiracıyız.”
“Öyle sanıyordun.”
Ayağa kalktım.
Sandalyenin ayakları zeminde sert bir ses çıkardı.
“Bir dakika. Ev sahibimiz Faruk Bey.”
Nesrin Hanım başını yavaşça salladı.
“Faruk benim vekilim.”
Sanki o ana kadar odadaki hava yetiyormuş da birden bitmiş gibi hissettim.
“Bunu neden yaptınız?”
“Çünkü sekiz yıl önce seni ilk gördüğüm gün bana kızımı hatırlattın.”
Bu kez susan ben oldum.
Nesrin Hanım pencereye doğru yürüdü.
“Benim de bir kızım vardı. Adı Melike.”
Onun ailesinden bahsettiğini çok duymuştum.
Şehir dışında yaşayan kızı olduğunu biliyordum.
Ama Melike adını hiç duymamıştım.
“Ne oldu ona?”
“Yirmi dokuz yaşındayken eşinden ayrıldı. Küçük bir oğlu vardı.Devamını Okumak İçin..Ayrıntılar diğer sayfada haberimiz detayındadır..HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN FOTOĞRAF ÜZERİNDEN DİĞER SAYFAYA GEÇİŞ YAPINIZ.