6:48 am - Hematom’un Bakın Nedenleri Neler ve Tedavisi Nasıl Olur
6:34 am - Stresli Olan İnsanlar Bakın Neden Kilo Verir?
6:08 am - İlk Randevunuzda Unutulmaz Olmanın 7 Yolu
5:55 am - Çocukların Beslenme Tarzı Akıllıklarını Nasıl Etkiliyor
11:23 am - Nasır Olan Ayak Bakımı Bakın Nasıl Yapılır?
11:18 am - Koltuk Altınızın Karartması Bakın Nasıl Geçer
2:16 pm - Memurlar izinli oldukları günlerinde başka bir yerlerde çalışabilir mi?
2:05 pm - Dünyanın en uzun yıldırım kayıtları tespit edildi
2:00 pm - Yıllar önce yaşamış olan böceklerin renkleri keşfedildi
1:55 pm - WhatsApp’ın en iyi özellikleri! senin için çok yararlı olacak
Bölgeler
Deprem Uzmanı Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, 7 büyüklüğünde depremi işaret ederek tek tek il ismi saydı. Deprem Uzmanı Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, deprem riskine ilişkin uyarılarını devam ettiriyor. Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Ercan, jeotermal alanlara işaret ederek, “Her deprem yeni bir enerji, bir jeotermal doğuştur” ifadelerini kullandı. 7 büyüklüğünde deprem riskine dikkat çeken Ercan, tek tek illeri de saydı.
Ercan, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
“Jeotermal alanlar M7 büyüklüğünde, her maden suyu kaynağı çok eskiden deprem olmuş yerlerdir.
Afyon, Germencik, Nazilli, Aydın, Denizli, Buharkent, Salihli, Bursa, Balıkesir, Simav, Dikili, Gümuldür, Erzincan, Erzurum, Ladik, Bolu örnektir. Her deprem yeni bir enerji, bir jeotermal doğuştur.”
Kaynak : yenicaggazetesicomtr isyer.tvtr
‘Deprem kahini’ bu kez haklı mı? Tehlikeli sessizlik: Türkiye’nin altında ve hepsi ölü
Türkiye, her gün hissedilen ve hissedilmeyen pek çok sarsıntıya maruz kalıyor. Üstelik her şehrin deprem tehlikesi altında olduğu göz önünde bulundurulduğunda durumun ciddiyeti artıyor. Ancak deprem üreten faylar olduğu kadar, binlerce yıldır da sessizliğini koruyanlar da var. Türkiye’nin depremselliğine ilişkin yorumlarıyla gündem olan Frank Hoogerbeets’in son açıklamasında, ‘Türkiye’de ölü fay olmadığına’ yönelik kısımlar dikkat çekmiş ve İstanbul’u bekleyen 7.6’lık deprem ihtimali kafaları karıştırmıştı. Peki, Hoogerbeets bu kez haklı olabilir mi?
Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – ‘Deprem kâhini’ diye tanınan Frank Hoogerbeets zaman zaman bilimsel yaklaşımdan uzak ve uç açıklamalarla gündeme geliyor. Pek çok açıklamasında bilinenlerin aksini ifade eden ‘kâhin’, 6 Şubat Depremleri’nden 3 gün önce bölgenin 7.5’le sarsılacağını tahmin ettiğinde de, depremler yaşanana kadar bu herkes için uçuk bir tahmindi. Ancak yaşananlar bunun katbekat fazlasıydı. Hoogerbeets zaman zaman doğru açıklamalar ya da tutan tahminler yapsa da bunların güvenilir bir dayanağı yoktu. Yani aya ve yıldızlara bakarak deprem tahmini yapmak sadece ‘tesadüfler’ üzerine sonuçlar verebilirdi. Hoogerbeets son açıklamasında da dikkat çekici bir ifade kullanmıştı. Ona göre ‘Türkiye’de ölü fay yoktu!’ İstanbul ise büyüklüğü 7.6’ya varacak bir depremi bekliyordu. Peki ama binlerce yıldır hiç deprem üretmemiş ve deprem üretmesi beklenmeyen faylara ne demeliydi? Ya da hiç deprem üretmeden bir anda kırılacak faylar olabilir miydi? Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi, Afet Yönetimi Uzmanı Doç. Dr. Bülent Özmen, Hoogerbeets’in Türkiye’deki faylarla ilgili ifadelerini ve kilitli olan fayların ‘tehlikeli sessizliğini’ Milliyet.com.tr’ye anlattı.
TÜRKİYE’NİN ALTI ÖLÜ FAYLARLA DOLU!
MTA’nın ‘Diri Fay Haritası’na bakarak bile Türkiye’nin her noktasında deprem üretme potansiyeline sahip faylar olduğu açıkça görülüyor. Frank Hoogerbeets’in “Türkiye’de ‘ölü fay’ diye bir şey yoktur. Arap ve Avrasya levhaları arasında sıkışan Anadolu mikro levhası, sürekli olarak Ege Denizi yönüne doğru hareket eder. Bu nedenle her zaman belirli düzeyde stres altındadır” sözleri her yerin deprem tehlikesini anlatmak konusunda doğru olsa da, ‘ölü fay’ olmadığı doğru değildi. Çünkü özellikle Akdeniz, yani Muğla ve Antalya başta olmak üzere pek çok şehrin altını örümcek ağı gibi saran ölü faylar vardı. Türkiye’yi çevreleyen sınır çizgisi üzerindeki her kent, geçmişte deprem üretmiş ancak şu an aktif olmayan fayların üzerine kurulmuştu. Her ne kadar aktif olmasa da bu faylar da haritalanmış ve bilim dünyasına sunulmuştu. Doç. Dr. Bülent Özmen konuya ilişkin açıklamasında, Hoogerbeets’in ‘Ölü fay yoktur’ çıkışının yanlış olduğunu şu sözlerle anlattı:
“Ölü faylardan ziyade diri yani aktif olduğu belirlenmiş faylara odaklanmak gerekir. Başta bu bölgeler olmak üzere Türkiye’nin her yeri için deprem tehlikelerini azaltma çalışmalarını zaman geçirmeden yapmamız gerekir. Türkiye’nin birçok bölgesinde çok sayıda ölü fay vardır ve bunlar MTA tarafından yapılan çeşitli ölçekli (1/500.000, 1/100.000 gibi) jeoloji haritalarında gösteriliyor.”