SON DAKİKA

Haber Oku

Resmin büyük halini görmek için tıklayın

10 Ağustos 2026 - 22:00 'de eklendi ve kez görüntülendi.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Doğumdan sadece bir hafta sonra, kocam evimizin

Üç bebeğin de yüzde 99,99 oranında Serkan’ın biyolojik çocukları olduğu yazıyordu.

“Emin olmak istemiştim.”

Kâğıdı katlayıp tekrar eline verdim.

“Benim zaten hiçbir zaman emin olmaya ihtiyacım olmadı.”

Serkan dizlerinin üzerine çöktü.

“Hayatımın en büyük hatasını yaptım. Ne olur affet beni.”

Tam o sırada kapının önüne siyah bir otomobil yanaştı.

İçinden Serkan’ın annesi, Nermin Hanım indi.

Öfkeyle yanımıza yürüdü.

“Sakın bu kadına kanma!” diye bağırdı.

Babam bahçeye çıktı.

“Yeter artık.”

Kadın hiç durmadan konuşmaya devam etti.

“Bu kız oğlumu elimden aldı. Şimdi de evimizi almak istiyor.”

Annem daha fazla dayanamadı.

“Yeter!”

Tam o sırada sokağın başından bir araba daha geldi.

Arabadan takım elbiseli iki kişi indi

Biri elindeki dosyayı açtı.

“Serkan Bey?”

“Evet.”

“Bankadan geliyoruz.”

Serkan şaşkınlıkla onlara baktı.

Görevli konuşmaya devam etti.

“Eviniz üzerine yüksek miktarda kredi kullanılmış.”

Serkan’ın yüzü bembeyaz oldu.

“Ne kredisi?”

Görevli dosyayı açtı.

“Altı ay önce anneniz Nermin Hanım’ın kefil olduğu kredi.”

Serkan şaşkınlıkla annesine döndü.

“Anne… Ben böyle bir kredi çekmedim.”

Görevli kimlik fotokopilerini gösterdi.

İmzalar sahteydi.

Nermin Hanım bir anda sessizleşti.

Meğer aylardır oğlunun kimlik bilgilerini kullanarak gizlice borçlanmıştı.

Ödemeler durunca banka haciz işlemlerini başlatmıştı.

Ev zaten birkaç hafta içinde bankaya geçecekti.

Serkan bunu ilk kez öğreniyordu.

Annesine inanıp ailesini dağıtmış, sonunda ise asıl gerçeği öğrenmişti.

Kadın hiçbir şey söylemeden arabasına binip uzaklaştı.

Serkan olduğu yere çöktü.

“Hem sizi kaybettim… Hem evimi.”

Ona baktım.

İçimde öfke vardı ama artık nefret yoktu.

Sadece büyük bir hayal kırıklığı…

“Serkan,” dedim sakin bir sesle.

“Sen beni annen yüzünden kaybetmedin.”

Başını kaldırdı.

“Beni bana güvenmediğin gün kaybettin.”

Sessizlik çöktü.

Bebeklerden biri içeriden ağlamaya başladı.

Annem onu kucağına aldı.

Serkan gözyaşlarını tutamıyordu.

“Çocuklarımı görebilecek miyim?”

“Onlar senin çocukların. Elbette göreceksin.”

Yüzünde küçük bir umut belirdi.

“Ama…”

Sözümü tamamlamadan önce derin bir nefes aldım.

“Ben artık senin eşin olmayacağım.”

Bu sözler onu yıktı.

Bir süre hiçbir şey söyleyemedi.

Sonunda ayağa kalktı.

“Haklısın.”

Başını eğdi.

“Keşke zamanı geri alabilsem.”

“Ben de.”

Arkasını dönüp ağır adımlarla uzaklaştı.

Aylar geçti.

Boşanma sessizce sonuçlandı.

Mahkeme, çocukların velayetini bana verdi.

Serkan düzenli nafaka ödemeye ve çocuklarını belirli günlerde görmeye başladı.

İlk zamanlar her görüşmede özür diliyor, geçmişi telafi etmeye çalışıyordu.

Ben ise hayatımı yeniden kurmaya odaklandım.

Eski işime döndüm.

Ailem her konuda yanımda oldu.

Üçüzler büyüdükçe ev yeniden kahkahalarla doldu.

Bir gün en büyük oğlum bana masumca sordu:

“Anne, güçlü olmak ne demek?”

Gülümsedim.

Onu kucağıma alıp kardeşlerine baktım.

“Güçlü olmak, seni en çok inciten kişi yüzünden iyi kalpli olmaktan vazgeçmemektir.”

Pencereden dışarı baktığımda güneş yavaşça batıyordu.

O gün anladım ki insanın gerçek yuvası dört duvar değil, kendisine koşulsuz inanan insanların yanıdır.

Serkan bana bir ev kaybettirmişti.

Ama ben o gün, çocuklarımla birlikte korkularımdan kurtulmuş, onurumdan ve sevgimden vazgeçmeden yepyeni bir hayat kazanmıştım.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
SON DAKİKA