6:48 am - Hematom’un Bakın Nedenleri Neler ve Tedavisi Nasıl Olur
6:34 am - Stresli Olan İnsanlar Bakın Neden Kilo Verir?
6:08 am - İlk Randevunuzda Unutulmaz Olmanın 7 Yolu
5:55 am - Çocukların Beslenme Tarzı Akıllıklarını Nasıl Etkiliyor
11:23 am - Nasır Olan Ayak Bakımı Bakın Nasıl Yapılır?
11:18 am - Koltuk Altınızın Karartması Bakın Nasıl Geçer
2:16 pm - Memurlar izinli oldukları günlerinde başka bir yerlerde çalışabilir mi?
2:05 pm - Dünyanın en uzun yıldırım kayıtları tespit edildi
2:00 pm - Yıllar önce yaşamış olan böceklerin renkleri keşfedildi
1:55 pm - WhatsApp’ın en iyi özellikleri! senin için çok yararlı olacak
Kocam alnıma bir öpücük kondurdu ve “Fransa. Sadece kısa bir iş gezisi,” dedi. Birkaç saat sonra ameliyathaneden çıktığımda kalbim duracak gibi oldu. Oradaydı; kucağında yeni doğmuş bir bebek tutuyor, daha önce hiç görmediğim bir kadına bir şeyler fısıldıyordu. Sevgilisi. Çığlık atmadım. Ağlamadım. Sadece telefonumu çıkardım ve sahip olduğumuz her şeyi transfer ettim. İki hayat yaşadığını sanıyordu; ta ki ben birini silene kadar.
Kerem’in alnımı öptüğü sabah, mutfağımızda lacivert cerrahi formalarımla durmuş, çoktan soğumuş olan kahvemi içmeye çalışıyordum. On iki yıllık evliliğimiz boyunca bizi ayakta tutan o rahat gülümsemesiyle gülümsedi ve “Fransa. Sadece kısa bir iş gezisi,” dedi. Sonra valizini aldı, indiğinde mesaj atacağına söz verdi ve saklayacak hiçbir şeyi olmayan bir adam gibi dış kapıdan çıkıp gitti.
Ona inanmıştım çünkü tüm hayatımı ona inanmak üzerine kurmuştum.
İstanbul’daki Zeynep Kamil Hastanesi’nde bir travma cerrahıydım. Günlerim alarmlar, düşen tansiyonlar, saniyelik kararlar ve plastik sandalyelerde mucize bekleyen ailelerle geçiyordu. Kerem tıbbi lojistik alanında çalışıyordu; bu iş ona konferanslar, tedarikçiler ve gecelik seyahatlerle dolu cilalı bir kelime haznesi kazandırmıştı. Arkadaşlarımızın hayranlık duyduğu o çiftlerdendik: henüz çocuğumuz yoktu ama tadilat görmüş bir köşkümüz, ortak birikimlerimiz, emeklilik hesaplarımız ve Sapanca’da taksitlerini yavaş yavaş ödediğimiz bir bağ evimiz vardı. Rutinlerimiz vardı. Pazar günü market alışverişleri. Yıldönümü yemeklerinde her zaman gittiğimiz o et lokantası. Buzdolabındaki notlar. Ortak bir takvim. Ortak vergiler. Ortak olan her şey.
O öğleden sonra, otobanda meydana gelen bir kazada yaralanan bir gencin altı saatlik acil ameliyatını bitiriyordum. Sırtım ağrıyordu. Ellerime kramplar girmişti. Sonunda ameliyathaneden çıktığımda, eldivenlerimi ve maskemi çıkarıp bir sonraki vakaya geçmeden önce otomat bulmak için doğum koridoruna doğru yöneldim. Bebek odasının pencerelerinin önünden geçerken, kendi nabzımdan daha iyi bildiğim bir kahkaha duydum. Devamını Okumak İçin..Ayrıntılar diğer sayfada haberimiz detayındadır..HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN FOTOĞRAF ÜZERİNDEN DİĞER SAYFAYA GEÇİŞ YAPINIZ.